Babalık Davalarında Adli Tıp Bilirkisilik Tekeli Ortadan Kalkıyor mu?

Mahkemelerdeki babalık davalarında Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Tıp Kurumu’nun babalık testi tekeli ortadan kalkıyor. Artık özel veya kamuya ait laboratuvarların DNA testi sonuçlarını da Türk mahkemeleri bilirkişi unvanı ile delil kabul edecek.

Adli Tıp tekelini sona erdirecek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) değiştirilmesi için Meclis Adalet Komisyonu üyesi 5 milletvekili önümüzdeki hafta çalışmalara başlıyor. Bu arada kanun çıkmadan avukatlar müvekkillerini Türkiye’de babalık testini başlatan Özel Acıbadem Hastanesi’ne göndermeye başladı. Burada test yaptıran 100 kişiden 10’u baba çıkmadı.

Adli Tıp tekelinin kalkmasını bekleyen ailelerden biri de Adli Tıp Kurumu’nun birbirine zıt iki DNA raporu düzenlediği Okşar ailesi. Adli Tıp Kurumu’nun önce, ‘Bu çocukların babası sen değilsin’, ardından da ‘İlkinde yanılmışız, babaymışsın’ dediği Remzi Okşar ile çocukları, geçen hafta yine duruşmadaydı. Baba Okşar hakime, “Güvenim kalmadı.” dediği Adli Tıp dışında bir laboratuvarda yeniden babalık testi yaptırmak istediğini söyledi. Duruşmanın görüldüğü Bakırköy 4. Aile Mahkemesi Başkanı ise, “Adli Tıp’tan başka bir yere göndermem imkansız.” dedi. Duruşma sonunda hakim 3 çocuk ile birlikte anne ve babanın Adli Tıp’ta 2. defa kan örneği vererek DNA testinden geçirilmesine karar verdi.

Yeni yasa 2010 başında çıkıyor

CMUK Yasası’nın değişmesi ile geçen haftaki duruşmada yaşanan bu tablo tarihe karışacak. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, yeni CMUK Yasası’nın 2004 yılı başında çıkmış olacağını söyledi. Buna göre 23 Ocak 2004’e ertelenen Okşar ailesi duruşmasından önce Adli Tıp’ın bilirkişilik tekeli sona ermiş olacak. Bugüne dek mahkemelerin sadece Adli Tıp Kurumu’ndan istediği, meraklıların ise doku örneği göndererek genellikle yabancı ülkelerde yaptırdığı babalık testini, Türkiye’de ilk defa İstanbul’da Özel Acıbadem Hastanesi de yapmaya başladı. Acıbadem Hastanesi Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Ender Altıok, müşteriye mahkemede delil olmayacağını baştan hatırlattıkları babalık testini 6 ayda 100’ü aşkın kişinin yaptırdığını söyledi. Doç. Dr. Altıok’un verdiği bilgiye göre test için gelenler genellikle tek çocuklular ve 100 kişiden 10’u şüphesinde haklı çıkarak çocuğun kendisinden olmadığını öğrendi. Hastalara isim yerine kod veriliyor ve gen testi yaptıranın kimliği gizli kalıyor. Doç. Altıok, “Bunu sadece ben bilebilirim. Yüzde 100 gizliliğe dikkat ediyoruz. Anne, baba, çocuk üçü birlikte veya baba ile çocuk olmadan gen testi yapmıyoruz.” dedi.

Babalık testi yapan devlet üniversitelerinin adli tıp enstitülerinin bulguları da mahkemede delil kabul edilmiyor. Yasa değişirse üniversite adli tıpları da bilirkişi sayılacak. Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt, kurumun babalık testi tekelini sona erdirecek kanun değişikliğinin AB uyum yasalarının gereği olduğunu ifade etti. Kurt, ABD ve Avrupa ülkelerinde hakimin özel kuruluşları bilirkişi kabul ederek oradan gelecek babalık testi sonucuyla karar verebildiğini, bundan sonra Türkiye’de de aynısının uygulanacağını anlattı. Kurt, yasayla Adli Tıp’ın iş yükünün hafifleyeceğini dile getirdi.

DNA testi ücreti, baba ve çocuk için 700 milyon, anne de dahil olursa 1 milyar lira. Halen senede ortalama 2 bin Türk vatandaşı, çocuğunun babası olup olmadığını öğrenmek için ABD ve Avrupa’daki merkezlere doku örneği gönderiyor. Yurtdışındaki testlere ise 1.200 ilâ 1.500 dolar arası ücret ödeniyor. Kan örneği yerine kökünden kopmuş bir saç kılı veya tükürük de babalık testi için yeterli oluyor.


Baba Okşar, Adli Tıp’tan 50.000 lira istiyor

Çocuklarının babasının kendisi olup olmadığına dair Adli Tıp Kurumu’ndan iki farklı rapor verilen Remzi Okşar, kurum aleyhine 50 milyar liralık manevi tazminat davası açtı. Adli Tıp, baba Okşar’a önce “2 çocuğunun da babası değilsin”, ardından da “İlkinde yanılmışız, çocuklarının babasıymışsın” şeklinde rapor vermişti. Remzi Okşar, mahkemece istenen DNA testiyle, babalık tayininde mahkemeye gönderilen birbirine zıt iki raporun, manevi olarak kendine büyük zarar verdiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Savcılık da şikayeti yerinde bularak Adli Tıp’a dava açtı.

Tazminat davasının ilk duruşması önceki gün Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt ile görevli Faruk Aşıcıoğlu, Antalya’da kongrede olmalarını mazeret göstererek katılmadı. Duruşmaya, her iki raporda da imzası bulunan görevliler Hüseyin Hürben ile Bestami Çolak ile baba Remzi Okşar ile avukatı Nurhayat Akman katıldı. Hürben ve Çolak’a farklı iki raporu gösteren mahkeme başkanı, “Bu imzaların ikisi de size mi ait?” sorusuna Hürben ve Çolak’tan “evet” cevabını aldı. Mahkeme, iki farklı raporun nasıl oluştuğuna dair yazılı izahatın beklenmesi talebiyle 12 Aralık 2003 tarihine ertelendi.

Baba Remzi Okşar ise kendisini aldattığı şüphesiyle eşinden boşandığını, yıllardır içini kemiren bu şüpheden Adli Tıp DNA testiyle kurtulmak istediğini; ancak mahkemeye gelen 2 farklı raporla hayal kırıklığı yaşadığını ve manen yıkıldığını dile getirdi.

0 yorum:

Yorum Gönder